Ana sayfa » Bilim Nedir ?

Bilim Nedir ?

bilim

Bilim insanlık kadar eski ve insanlığın başlangıcından beri anlamı ve içeriği zamanla gelişerek gelen bir olgudur. Bilim; çevreyi anlama ve açıklama gayretlerinin tamamını ifade eder. Evrenin bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgidir. Bilimin temeli; tecrübe, deney ve araştırmadır. Bilimin en geniş anlamı ise yeni ve doğru bilgi üretmektir. Bu tanıma göre yeni ve doğru bilginin ne olduğu he hangi alanlardaki bilginin bilim sayılacağı sorusu akla gelir. Dolayısıyla bu kavramı tek başına yeterli bir anlam içermez ve başına herhangi bir belirleyici sıfat gerektirir. Örneğin doğa bilimleri, sosyal bilimler, pozitif bilimler, fen bilimleri vb. Bilim tekil olayları değil, genel olayları açıklar. Kazanç ve kişisel çıkarlar peşinde değildir. Bilimsel çalışmaların sonucunda soyut teori ve kanunlar elde edilir. Bilim insanlığın ve kendi toplumunun sorunlarıyla ilgilenir.

Dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir zaman değişmeyecek kesin ve yanılmaz doğruların elde edilebileceğini iddia eden bu bilim görüşüne pozitif bilim denmiştir. İnsanlık pozitif bilimin verdiği inançla evrenin bütün sırlarını çözebileceğini düşünmüş, geçmiş ve geleceğe dair tüm sırların insan aklı ve çabasıyla elde edilebileceğine inanmıştır. Dolayısıyla bugün hala bilime dair birçok tanımlama ve tespit bu pozitif bilimin inancına bağlı olarak ortaya konmakta ve anlatılmaya çalışılmaktadır.

Pozitif Bilim Özellikleri

  • Nesneldir; bilimin bulguları kişisel görüş ve beğenilerden uzaktır. Herkes tarafından ortak olarak gözlemlenebilecek ve değerlendirilebilecek doğruları içerir
  • Mantıksaldır; bilimin bulguları akla ters düşmez.,
  • Genelleyicidir; bilimin bulguları aynı durumdaki tüm olaylar için geçerlidir. Bulgular bütünü içerir.
  • Sağlam ve değişmez gerçeklerdir; bilimsel bilgiyle elde edilen veriler zaman içerisinde değişmez. Tutarlı ve kalıcıdır.

Pozitif bilim yerini 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında daha farklı ve değişik görüşlere bırakmıştır. Fakat pozitif bilim inancındaki en köklü değişimi Einstein ve Maks Plank yapmıştır. Bu iki büyük bilim adamı pozitif bilimin evreni çözeceği ve değişmez doğruları bulabileceği inancını değiştirmişlerdir. Einstein’in Rölativitesi ve Maks Plank’ın Kuantum Fiziği insanlığın bilim anlayışını farklı bir yöne kaydırmıştır. Bu bilim adamlarının bulgularından sonra bilimin tarafsız ve nesnel olmadığı düşünülmeye başlanmıştır. Bilimsel bilgide objektifliğin değil sübjektifliğin var olduğu, kesinliğin değil olasılığın. kendisini gösterdiğini bu bilim adamları ortaya koymuşlardır. Dolayısıyla pozitif bilim 20. yüzyılın ilk yarısından sonra yerini modern bilime bırakmış ve bu anlayışta da ciddi değişimler meydana getirmiştir.

Örneğin Einstein; insanın evreni çözemeyeceğini sadece onu yorumlayabileceğini ileri sürmüştür. Yani insanın yapabileceği evrenin sırlarını çözebileceğini değil, onu belli bir zaman ve durum aralığı. içerisinde kendisine göre yorumlayabileceğini dile getirmiştir. Maks Plank ise yapılan bilimsel çalışmalarda kesinliğin değil ihtimallerin ve ihtimal. hesaplarının esas olduğunu ortaya koymuştur. Fakat bu iki görüş pozitif bilimi tamamen ortadan kaldırmamıştır. Bu bilim adamlarının bulgularından sonra şu ortaya çıkmıştır. Kesin doğrular olarak adlandırılan
bilimsel bilgiler normal boyuttaki durumlar için geçerlidir. Makro ve mikro düzeydeki bilimsel araştırmalarda kesinlik ve nesnellik yoktur. Fakat tam aksine bu düzeydeki araştırmalarda kişisellik ve olasılık esastır. Örneğin atom parçalanarak atom altı dünya incelendiğinde hem bilim adamının kişisel tercihleri deney ve. gözlemi etkilemektedir ve hem de bulduğu veriler kesin doğru olmaktan uzak sadece. doğru olma ihtimali olan bilgiler durumuna düşmektedir.

Pozitif Bilim

Einstein ve Maks Plank’la bilim dünyasına kazandırılan en temel iki özellik bilimde makro. ve mikro düzeylerde nesnelliğin ve kesinliğin olamayacağıdır. Mesela atom altı dünyasını incelerken nesnelliğin ve kesinliğin olamayacağına dair küçük bir örn. burada ele alalım. Normal bir termometreyle bir oda sıcaklığı ölçüldüğünde elde edilen bilgi kesin gibi gözükebilir. Oda sıcaklığı ölçülürken termometredeki ısı odaya geçecektir fakat bu ısı çok düşük olduğundan. odanın sıcaklığının ölçümüne ciddi bir etki yapmayacaktır ve yaptığımız ölçüm doğru olarak düşünülecektir. Fakat aynı ölçümü elektron ve protonlar düzeyinde yaptığımızda kullanacağımız ölçüm aleti ne kadar. küçük olursa olsun sonucu çok büyük oranda etkileyecektir. Dolayısıyla elektronlar çok küçük parçacıklar olduğu için ısıyı ölçmek amacıyla kullanacağımız herhangi bir ölçüm aracı sonucu çok büyük oranda değiştirecektir. Fakat bu oda sıcaklığını kitaplık kadar büyük bir termometreyle ölçmeye benzeyecektir ki sonuç asla kesine yakın olmayacaktır. Çünkü kitaplık kadar büyük olan bir termometrenin sıcaklığı ister istemez oda sıcaklığını büyük ölçüde değiştirecektir.

Maks Plank ve Einstein’le başlayan bilimsel bilgideki bu değişim bugün daha inanılmaz düzeylere varmıştır. Post modern yaklaşım tabiri altında toplanabilecek bu anlayış değişimleri bilimsel bilginin doğruluk, değişmezlik, nesnellik gibi özelliklerini ciddi boyutlarda sarsıntıya uğratacak düzeylere erişmiştir. Dolayısıyla bilimsel bilginin gelişimi ciddi emek ve gayret sarf edilerek araştırılması ve öğrenilmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Endüstri Mühendisliği hakkında daha fazla bilgi için sitemizdeki. Yalın Üretim , Tedarik Zinciri Yönetimi   ve  Finans  kategorisindeki yazılara göz gezdirebilirsiniz.

Endüstri Mühendisliği  hakkında daha fazla güncel yazılara ulaşmak için bizi.  LinkedIn  Twitter  ve  Instagram  adresinden takip edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir