Ana sayfa » KO-KO Tekniği : Yabancı Dil Öğrenmenin En Kolay Yolu

KO-KO Tekniği : Yabancı Dil Öğrenmenin En Kolay Yolu

KO-KO TEKNİĞİ - Yabancı Dil Öğrenmenin En Kolay Yolu

Yabancı dil öğrenme konusunda sizlerden pek çok soru var. Nasıl öğrenebilirim? Hangi teknikleri kullanmalıyım? gibi sorular. Ben bugün sizlere bu yabancı dil öğrenmenin en kolay yolu olan KO-KO tekniği ve onu kullanma yöntemlerinden bahsetmek istiyorum. Yabancı dil eğitimi verilen yerlerde genellikle 4 yetenek üzerinde duruluyor. Bunlar okuma becerileri, yazma becerileri, dinleme ve konuşma becerileridir. Ama internette araştırma yaptığınızda karşınıza farklı çeşitlerde ilkeler teknikler yöntemler çıkıyor. Gördüğüm bazı makalelerden sonra hep öğrenmekten vazgeçmek açıkçası bana daha kolay gelmeye başladı. Uzmanlar da bu konuda tam olarak bir fikir birliğine varabilmiş değildir. Yani zaten ideal ve tek bir yöntem yok kişiden kişiye değişebiliyor. Mesela 14 dil bilen Richard simcard; hangi yöntemi kullanırsanız kullanın ama tutarlı olun diyor. Yani bizim zinciri kırma tekniğimiz şu şekildedir. Bu;

  • Eğer dinleyerek öğrenmeyi seviyorsanız dinleyerek
  • Okuyarak öğrenmeyi seviyorsanız ise okuyarak

Uzmanlar hangisini tutarlı ve sürekli bir şekilde sürdürebiliyorsanız o yöntemle ilerleyin diyor. Elinize gramer kitabını alıp çalışmak da bir yöntemdir.

KO-KO Tekniği Nedir?

KO-KO Tekniği içinde yabancı bir dili çok hızlı bir şekilde öğrenmeyi başarabilen 3 insan tipi vardır. Örneğin turistik bir yerde mesela Kapalıçarşı’da turistlere bir şeyler satmaya çalışan satıcılar, küçük çocuklar son olarak da turistik bir yerde mesela Kapalıçarşı’da turistlere bir şeyler satmaya çalışan küçük çocuklar. Bu 3 kategori en hızlısı ve en başarılı olmalarının formülü şu şekildedir. Bunlar;

  • Korkusuzlar Hata yapmaktan çekinmiyorlar
  • Konuşuyorlar yabancı dili bilen insanlarla doğrudan iletişim kuruyorlar

Yani yabancı bir dil öğrenme konusunda bu üç insan tipinden öğrendiklerimizi formülize edecek olursak ortaya şöyle bir şey çıkıyor. KO-KO tekniği yani Korkusuzca Konuş ! Şimi formülümüzü kelimelerine ayırarak inceleyelim.

1-Korkusuz Olun

KO-KO Tekniği için öncelikle cesur olun. Kafanızdaki önyargılardan kurtulun. Yıllarca okulda yabancı dil dersi aldım. Üstüne kurslara yazıldım. Üstelik dizileri filmleri hep orijinal dilinden altyazıyla izlerim ama yine de olmuyor öğrenemiyorum diyorsanız öğrenemezsiniz. Tabii tüm geçmiş tecrübelerinizi bir kenara bırakıp unutmayın. Bizler mükemmel konuşmayınca asla konuşamama hastalığına yakalanmış insanlarız. Hata yapmaktan çekinmemek lazım. Hazırlıklı olun çünkü başlangıçta kelimeleri doğru düzgün telaffuz edemeyeceksiniz. Başlangıçta pek çok gramer kuralının canına okuyup, tarzanca gibi konuşacaksınız. Ama iletişim ormanında yolunuzu bulmak için belki de bunu yapmak gerekir. Tarzan kadar cesur olmak gerek!

2-Konuşmaktan Çekinmeyin

Formülümüzdeki ve tekniğimizdeki ikinci kelime konuşmaktır. Bunu uygulayabilmenin en kolay yolu da o dilin konuşulduğu ülkeye gitmektir. Tabii bu en kolay yol olmakla beraber aynı zamanda en masraflı yoldur. Üstelik her zaman da işe yaramıyor. Almanya’ya 30-40 yıl önce gidip hala orada yaşamasına rağmen doğru düzgün Almanca bilmeyen pek çok insan var. Fakat onların orada doğan çocukları şakır şakır Almanca konuşabiliyor. Neden? Çünkü anne babaları fiziksel olarak orada olsalar da etraflarında hala sadece Türkçe konuşan insanlar var. Oysa çocuklarının etrafı Almanca konuşan insanlarla çevrilidir. Dil öğrenmeye çalışan insanlar olarak bizler bu durumu; simule edemez miyiz? Yani fiziksel olarak başka bir ülkeye gitmeden etrafımızı o ülkenin dilini konuşan insanlarla çevreyleyemez miyiz? 30-40 yıl önce olsa bu soruya o kadar da kolay cevap veremezdik. Ama artık teknoloji her konuda olduğu gibi bu konuda da bize bazı fırsatlar seçenekler sağlıyor. Pek çok uygulama ve web sitesi bize bu konuda yardımcı oluyor.

KO-KO Tekniği Nasıl Uygulanır?

KO-KO Tekniği için tabi ki konuşmak bir numaralı uygulamadır. Bunu günümüzde mobil uygulamalar ve web sitelerinden yapabiliriz. Peki bu uygulamalar nelerdir? Bu yazıda sadece birinden bahsedeceğim. Daha fazla uygulama öğrenmek için En İyi İngilizce Öğrenme Uygulamaları yazısına bakın.

1-İngilizce Uygulamaları Kullanın

Öncelikle bunlardan biri Cambly, sizi anadili İngilizce olan eğitmenlerle buluşturan bir uygulamadır. Özellikle İngilizce öyle bir dil ki dünyanın farklı yerlerinde farklı şekillerde konuşulabiliyor. Turist olarak Avustralya’ya gideceksiniz diyelim. veya eğitim almak için İngiltere’ye. İşte bu iki ülkede de konuşulan İngilizce arasında epeyce bir farklılık var. Hatta YouTube’da 67 farklı aksanda İngilizce konuşabilen bir kişinin videosunu bile var. İşte Cambly platformunda hangi ülkenin İngilizcesini öğrenmek istiyorsanız o ülkede yaşayan eğitmeni seçip konuşun. Uygulamada ya da web sitesinde hangi eğitmenlerin online olduğuna bakıp seçim yapıyorsunuz ve doğrudan o bölgenin yaşayan İngilizcesini konuşarak öğreniyorsunuz. Karşınızdaki bir gramer kitabı ya da turist değil, gerçek bir insandır. Bu insanlar gerçek ve alanında uzmanlaşmış eğitmenlerdir.

2-Dil Arkadaşı Edinin

Eğer Cambly gibi uygulamaları yapamıyorsanız, o zaman sizinle beraber aynı dili öğrenmeye çalışan bir arkadaş bulun. Onunla her zaman o dilde iletişim kurmaya çalışın. Peki bu yöntemin yani korkusuzca konuşma yöntemi nin işe yaradığını nasıl anladım? Nasıl ikna oldum? Öncelikle kendim uygulayarak. Daha sonra da internetten araştırmalar yaparak.

KO-KO Tekniği Örnekleri

İki arkadaş, isimleri Scott ve Eddiie İspanyolca öğrenmek amacıyla İspanya’ya gitti. İlk hafta sonuç elbette çok başarısız. Ama 12. haftaya geldiğimizde kayda değer bir gelişme gösteriyorlar. İspanya’dan sonra Portekizce öğrenmek için atlayıp Brezilya’ya gidiyorlar. İlk hafta kelimeleri bile zar zor söylerken hatırlarken 12. hafta neredeyse akıcı bir şekilde konuşmaya başlıyorlar. Sonra çıtayı biraz daha yükseltip Kore’ye gidiyorlar. Yine ilk haftalarda sonuçlar kötü olsada 3 ay sonunda Koreceyi akıcı bir şekilde öğreniyorlar. Yılın 4. ve son çeyreğinde ise Çin’e gidiyorlar ve orada 3 ay geçiriyorlar. İlk hafta durumları acıklı ama korkusuzca konuşulan 12. haftanın sonunda artık sohbet edebilecek bir seviyeye ulaşıyorlar. Tabii bu çok uçuk bir örnektir. Çünkü bizler bu örnek gibi bir şey yapma fırsatını maalesef bulamıyoruz. Yine de onlardan öğreneceklerimiz olmalıdır.

Bu ikiliden Scott daha önce Fransızca öğrenmeye çalışmış ve bunun için çeşitli teknikler denemiş. Fransızca eğitim kitapları almış. Podcastler indirmiş ve dinlemiş. Hatta 1 yıl boyunca Fransa’ya gidip orada yaşamış. Yani çok aktif bir gayret göstermiş. Fransa’da yaşadığı dönemde de her gün neredeyse 1 saate yakın bir süre dili öğrenmek için çaba sarf etmiş. Scott bütün bunların sonunda dili bir seviyeye kadar öğrenmiş. Aradan yıllar geçtikten sonra ise arkadaşı ile birlikte size bahsettiğim bu denemeye girişmişler. Tek bir farkla gittikleri ülkelerde kendi dillerinde hiç konuşmamışlar. Buna “no English” kuralı diyorlar. Kendilerini ne kadar zor olursa olsun ne kadar hatalı olursa olsun kendilerini İspanyolca konuşmaya zorlamışlardır. Tabii takıldıkları yerlerde sözlüğü açıp bakmışlar. Tarzanca belki ama tercümeler yapmaya gayret etmişler. Son olarak bundan vazgeçmemişler. İkinci hafta işlerin kolaylaşması başladığını görmüşler. İlk aydan sonra buna iyice alışmışlar. 3. ayın sonunda artık zorlanmadan konuşmuşlar.

Dil Öğrendiğimizi Nasıl Anlarız?

Bu Scott ve Eddie ikilisi konuşmak için özel bir gayret, özel bir çaba sarf etmemeye başladıklarında fark etmişler. Bu olay tıpkı yürümek gibi ya da bisiklete binmek gibi bir olaydır. Beyniniz artık o işlemi bir kez öğrendikten sonra onu yapmak için ekstra bir çaba sarf etmemeye başlıyor. Örneğin Scott’un açıklamasına göre; o 3 ay içerisinde öğrendiği İspanyolca daha önce bütün o gramer kitaplarına, podcastleri ve her gün bir saatlik çalışmalara rağmen öğrendiği Fransızcasından çok daha iyi bir seviyeye gelmiş. Aradaki fark ne? Sadece öğrenmek istedikleri dilde konuşmaya kendilerini zorlamışlar. Bunu da korkusuzca yapmışlar. Üstelik korkunç hatalar yapmalarına rağmen pes etmemişler. Mücadeleye devam etmişler ve zihinlerinde kendilerine koydukları o yapay engebeli zorlu alanı açtıktan sonra artık iş çok daha eğlenceli ve kolay bir hale gelmiş.

Son olarak;

Bütün bunlar iyi güzel de konuşarak dili öğrenmeye çalışalım da o dili öğrendiğimizi nereden anlayacağız? Bir profesör İngilizcede 1 milyondan fazla kelime olduğu söyledi. Bütün bunların hepsini ezberlemek zorunda mıyız? Hayır tabii ki değiliz. Çünkü İngilizce’deki 1000000 tane kelimenin tamamını bilen ve yaşayan bir insan yok. Shakespeare bile eserlerinde toplam 31534 farklı kelime kullanmıştır. Gündelik hayatta bunların en fazla 2-3 bin tanesi aktif olarak var. Eğer 2000-4000 kelimeyi biliyorsanız, o dilin %98’ini biliyorsunuz olarak kabul ediliyor. Şimdi KO-KO Tekniği yani korkusuzca-konuş tekniğinin uygulama yöntemleri konusunda kısa bir özet geçiyorum.

  • Eğer gidebiliyorsanız öğrenmek istediğiniz dilim konuşulduğu ülkeye bizzat gidin!
  • Etrafınızda o dili konuşan birilerini bulmaya çalışın
  • Teknolojiden faydalanın
  • Aynı dili öğrenmeye çalışan ve bu kuralı uygulamaya hazır bir arkadaşınızla anlaşın ve bir daha onunla asla kendi dilinizi konuşmayın.
  • Aynanın karşısına geçin ve kendiniz ile konuşun.

Tüm Bunlardan sonra size deli diyeceklerse bırakın desinler. Kendinizle konuşmayı sevmiyorsanız da kedinizle ya da köpeğinizle konuşun. Eğer canlılardan ümidi keserseniz cansızlardan medet umun. Etrafınızdaki her şeye post-it yapıştırın ve onlarla konuşun. Dizi izleyin film izleyin ve gördüklerinizi anlatın bu kişilere anlatın ama ne olursa olsun kısaca Hata Yapmaktan Korkmadan Konuşun!

Yabancı dil öğrenmenin en kolay yolu veya KO-KO Tekniği hakkında daha fazla bilgi almak amacıyla sitemizdeki İngilizceMühendislik Tedarik Zinciri Yönetimi   ve  Finans  kategorisindeki yazılara göz gezdirebilirsiniz.

Yabancı dil öğrenmenin en kolay yolu ve Ko-Ko Tekniği hakkında daha fazla güncel yazılara ulaşmak amacıyla bizi  LinkedIn  Twitter  ve  Instagram  adresinden takip edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir